Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Akademik çalışmalarınız ve üniversitemizdeki göreviniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lisans eğitimimi 2005 yılında Haliç Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde tamamladım. Doktora derecemi ise 2011 yılında University College Dublin (UCD), İrlanda’da aldım. Hâlen Abdullah Gül Üniversitesi Yaşam ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktayım. Araştırmalarım ağırlıklı olarak genetik hastalıkların moleküler mekanizmaları ve nadir hastalıklar üzerine yoğunlaşmaktadır. Çalışmalarım yaşam bilimleri, moleküler biyoloji ve genetik, gelişimsel biyoloji, hücre biyolojisi ile genetik ve kalıtım alanlarını kapsamaktadır. Ayrıca sağlık bilimleri ve temel tıp bilimleri çerçevesinde, özellikle tıbbi biyoloji alanında araştırmalar yürütmekteyim.
Bu yıl altıncısı düzenlenen Yaşam Bilimleri Kongresi’ni planlarken temel amacınız ve hedef kitleniz neydi? Belirlediğiniz hedeflere ulaştığınızı düşünüyor musunuz ve bu kongrenin üniversitemizin akademik vizyonuna nasıl bir katkı sağladığını değerlendirirsiniz?
Üniversitemizde güçlü bir bilimsel etkileşim ortamı oluşturmak, farklı disiplinleri bir araya getirmek ve özellikle öğrencilerimizin ulusal ve uluslararası düzeyde farklı alanlardan gelen değerli akademisyenleri dinleyebilmesini sağlamaktı. Bu anlayışla lisans öğrencilerimize kongreyi ücretsiz yaptık. Prof. Dr. Yusuf Baran hocamızın da vurguladığı gibi, bu organizasyonun AGÜ’nün tanıtımına katkı sağlayacak bir bilimsel platform olması hedeflenmişti. Bizler de bu vizyona sadık kalarak farklı üniversitelerden araştırmacıları davet etmek için yoğun çaba gösterdik. Ayrıca bilimle erken yaşta temasın önemine inanarak farklı liselerden üçer öğrenciyi kongremize davet ettik. Kongre sürecinde hem yurt içinden hem yurt dışından katılımcılardan çok değerli geri bildirimler aldık. Daha önce AGÜ’yü yakından tanımayan bazı katılımcılar başlangıçta tereddüt etseler de, kongre sırasında akademik atmosferi, bilimsel tartışmaların niteliğini ve organizasyonel profesyonelliği gördükten sonra oldukça etkilendiklerini ifade ettiler. Özellikle öğrencilerin uniBiotech Kulübü çatısı altında sürece aktif katılımı, AGÜ’nün öğrenci merkezli üretim kültürünü güçlü şekilde yansıttı.
Uluslararası katılımlı ve geniş kapsamlı bir kongreyi düzenleme sürecinde en çok hangi zorluklarla karşılaştınız? Sizi en çok motive eden ya da keyif aldığınız anlar nelerdi? Bu süreçte ekip çalışmasının rolünü nasıl değerlendirirsiniz?
En büyük zorluklarımız arasında yeterli maddi desteğin sağlanması, alanında güçlü konuşmacıların davet edilmesi ve katılımcılara etkin şekilde ulaşılması yer aldı. Uluslararası katılım söz konusu olduğunda ise takvim uyumu ve lojistik süreçler ayrı bir önem kazandı. Bu süreçte yalnızca fakülte yönetiminin değil, aynı zamanda AGÜ uniBiotech öğrenci kulübü yönetim ekibinin de çok büyük bir emeği vardı. Sena Özay, Tuana Demircan, Burak Ünal, Aybüke Arslan, Beyza Burkutoğlu ve Feyza Gül başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarımız büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışarak potansiyellerinin çok üzerinde bir performans sergilediler.
Türkiye’nin farklı üniversitelerinden ve yurt dışından önemli bilim insanlarını ağırladınız. Bu akademik çeşitliliğin kongreye nasıl bir değer kattığını düşünüyorsunuz?
Kongrenin akademik kalitesi ve uluslararası görünürlüğü en önemli önceliklerimizden biriydi. James Beacham (CERN), bir fizikçi olarak biyolojik dünyanın gizemlerine disiplinlerarası bir bakış sundu. Dubai’den katılan Ahmad Abou Tayoun, Dubai Health Genomic Medicine Center direktörü, genetik analizlerin hastalıkların tanı ve yönetimindeki rolünü klinik örneklerle aktardı. Ayrıca Mehmet Baysan, TÜSEB Genom Projesi kapsamındaki son gelişmeleri paylaşarak Türkiye’de genom araştırmalarının geldiği noktayı bizlere özetledi.Kısacası; farklı bakış açıları, metodolojik yaklaşımlar ve araştırma kültürleri sayesinde son derece zengin bir bilimsel ortam oluştu.
Kongre kapsamında kurulan akademik ve profesyonel bağlantıların; ortak projeler, araştırma iş birlikleri veya uluslararası anlaşmalar gibi somut çıktılara dönüşmesini bekliyor musunuz? Bu süreçte öğrencilerimiz için staj, mentorluk ya da araştırma imkânları doğması mümkün olabilir mi?
Geçmiş yıllarda düzenlenen kongreler sayesinde öğrencilerimizin yurt dışında staj imkânı bulduğunu biliyoruz. Bu yılki kongrede ise bir öğrencimize doğrudan iş teklifi yapıldığını bizzat gözlemledim. Bu tür somut çıktılar, kurulan akademik bağların ne kadar değerli olduğunu açıkça gösteriyor. Ayrıca Ahmad Abou Tayoun, Dubai Health Genomic Medicine Center direktörü, AGÜ’deki laboratuvar altyapısından ve araştırma ortamından oldukça etkilendiğini ifade etti ve ortak bir proje geliştirmek üzere iş birliği teklifi sundu. Bu bizim için son derece kıymetli ve stratejik bir gelişme. Bu bağlantıların önümüzdeki dönemde ortak projelere, araştırma iş birliklerine, staj ve mentorluk fırsatlarına dönüşmesini bekliyoruz.
Yaşam bilimleri alanında kariyer yapmak isteyen öğrencilere ne tavsiye edersiniz? Bu tür bilimsel organizasyonlarda aktif rol almanın akademik ve kişisel gelişime katkısını nasıl değerlendirirsiniz?
Yaşam bilimleri alanında kariyer yapmak isteyen öğrencilere öncelikle İngilizce yeterliliklerini ileri seviyeye taşımalarını tavsiye ederim. Bunun yanında sunum becerilerini geliştirmeleri çok önemlidir; iyi bir bilim insanı yalnızca üretmez, ürettiğini etkili şekilde aktarabilmelidir. Ayrıca uluslararası düzeyde geçerli metodolojik ve teknik yeterlilikler kazanmaları kariyerleri açısından belirleyici olacaktır.