Bu yıl NBA All-Star (Yıldızlar Karması) maçı çok farklı iki olaya sahne olacak. İlk olayımız asıl gösteri ile ilgili: Daha önce çaylak ve yükselen yıldızları kapsayan, tabiri caizse bir "yan sanayi" oyunu olarak oynanan ABD Takımı vs. Dünya Takımı (Team USA vs. Team World) karşılaşması, bu yılki All-Star hafta sonunun ana etkinliği olacak. İkincisi ise adeta bazıları için beklenen an, düşüşün ilk yüzü: LeBron James All-Star maçına "ilk beş" başlamayacak!
NBA, bu yılki All-Star maçında Amerika'ya karşı Dünya Karması fikrini yeniden deniyor ama bu yıl bu formatta sadece çaylaklar ve genç oyuncular değil; taraftar, medya ve oyuncu oylarının bir karması sonucu seçilen süperstarlar etkinlikte yer alacak. Şimdiden eski formata uygun şekilde Doğu-Batı Konferansları için başlangıç beşleri seçilse de bu seçim onursal bir unvandan başka bir şey değil. Nitekim bu yıl oyunun oynanma formatı da bir hayli farklı: Amerikan karması iki takım çıkaracak, bir karma da uluslararası takımdan oluşacak ve bu üç takım dönüşümlü (round robin) bir şekilde birbirleriyle 12 dakikalık çeyrekler oynayacak. Ardından 3. çeyreğin sonunda ortaya çıkacak tabloya göre son periyoda çıkmaya hak kazanan iki takım, final maçı niteliğinde bir son çeyrek oynayacak. Bu son 12 dakikanın sonunda maçın ve bu "mini" turnuvanın kazananı belli olacak. Oldukça garip ve kapsamlı bir format; garip olduğu tartışmaya açık olsa da alışılmamış olduğu kesin. NBA yönetiminin, Avrupalı oyuncuların son yıllarda ortaya koyduğu dominasyonu göz ardı edememesinin ve son yıllarda gözden düşen All-Star maçlarını yeniden canlandırmak için bir reklam kapısı yaratmasının son örneği diyebiliriz bu gelişme için. Öyle ki millî gururumuz Alperen Şengün'ün de aralarında bulunduğu Avrupalı oyuncular, geçtiğimiz 7-8 yılda NBA'i adeta yıkıp geçirdi. Bu görülmemiş Avrupalı dominasyonunun böyle bir gelişmeye sebebiyet verdiğini söylemek doğru olur.
Her ne kadar yukarıda bahsettiğimiz format 75 yıllık NBA All-Star tarihinde görülmemiş bir şey olsa da şimdi bahsedeceğimiz şey kimimiz için -mesela bendeniz- çok daha ilgi çekici ve önemli bir yerde duruyor olabilir. Bu yıl; NBA'e başladığı 2003/2004 çaylak sezonu dışında her yıl All-Star'a seçilen ve seçildiği her yıl başlangıç beşinde yer alan 41 yaşındaki sporcu LeBron James, 21 yıllık aradan sonra ilk defa bir All-Star maçında iki konferanstan herhangi birinde ilk beş başlamayacak. Takımların kurgusu antrenör seçimleriyle 1 Şubat'a kadar devam edecek ve kuvvetle muhtemel James rezerv oyuncular arasından kendine yer bulacak, maça kenardan dahil olacaktır. Çünkü hâlâ en üst düzeyde iyi bir basketbol oyuncusu olduğunu biliyoruz, bu bir sürpriz değil. Ama düşünelim: Üniversite kampüsümüzün kullanılmayan bir bez fabrikası olduğu ve hâlâ üniversite olacağından bihaber olduğu yerde durduğu, akademisyenlerimizin büyük bir kısmının lise veya üniversitede okuduğu ve hatta okuyucularımızın önemli bir kısmının daha doğmamış olduğu bir zamandan bugüne kadar; her yıl dünyanın en büyük basketbol sahnesinde, yıldızlar karmasının merkezinde bulunması üzerine... Biraz düşünelim. Akıl almaz bir devamlılık olduğuna şahitlik edelim.
James'in ortaya koyduğu en üst seviyede süreklilik için torbalarca istatistik ortaya yığılabilir ve yüzlerce olay anlatılabilir ama benim hatırladığım en güzel anekdot, LeBron 30 yaşındayken rakip takım taraftarlarından biri tarafından atılan şu tweettir: "LeBron 30 yaşında, bu saçmalık çok uzun sürmeyecek, çok şükür." James bu tweet'ten sonra 10 kez daha All-Star beşine seçildi, 2 kez NBA şampiyonu oldu, karnesine bir olimpiyat altını daha ekledi ve daha nicesi... Bu tweet LeBron'un otuzlu yaşlarında sürekli ortalıkta dolandı ve bir güldürü malzemesi yapıldı tabii. Şunu da ekleyelim ki bu olayın sonu mutlu bitti denebilir; çünkü aynı taraftar dersini almamış olacak ki (!) LeBron 40 yaşına girdiğinde, "LeBron 40 yaşında, bu saçmalık çok uzun sürmeyecek, çok şükür," diye tweet atmayı ihmal etmedi.
Yeni All-Star formatını beğenip beğenmeyeceğimize maçın sonunda karar verebiliriz ama şimdiden görülmemiş bir şey ortaya koyması yönüyle heyecan verdiğini söylemek ve hakkını teslim etmek gerekir. Diğer taraftan, LeBron James'in ortaya koyduğu sürekliliği takdir etmek için onun bir hayranı olmaya veya basketbol izleyicisi olmaya gerek yok; hatta bir spor izleyicisi olmaya bile gerek olmadığını düşünüyorum. İnsan vücudunun sınırlarında bir atletizm ve insan zihninin derinlerine gizlenmiş bir disiplinin kan, ter ve gözyaşı ile bulunduğu yerden söküp alındığı; inanılmaz bir kararlılık ve devamlılık abidesi olmasını takdir etmek için bu hikâyeye şahit olmak yeterli olacaktır.
All-Star maçı 15 Şubat'ta oynanacak ve seyirciler izlemeye değer, bol mücadelenin olduğu ve kimseye zarar gelmediği bir maç izlemeyi umuyor. Uzun yıllardır mücadele ruhundan yoksun All-Star maçlarından ayrı bir şekilde, rekabeti yüksek bir maç olmasını ümit ediyorum. Ve 41 yaşındaki genç(!) yıldızımız LeBron James'in kariyerinin bu son yıllarında takdir edebileceğimizi umuyorum.