AGUNews

Ocak 2026, Sayı 100

Ahtapotların Gizemli Yaşamı

Feyza Yunak Asya Nur Yıldırım Ocak 2026, Sayı 100 60
Ahtapotların Gizemli Yaşamı

Doğanın en şaşırtıcı canlılarından biri sorulduğunda, ahtapot çoğu kişinin aklına ilk gelen cevaplardan biridir. Sıradışı yapısı ve yetenekleri, bu canlıların adeta dünyadışı varlıklar gibi algılanmasına neden olur. Ahtapotlar omurgasız olmalarına  rağmen son derece gelişmiş bir sinir sistemine sahiptirler. Üç ayrı kalpleri ve sekiz tane kolları vardır. Çoğu zaman “9 beyinli” olarak anılmalarının nedeni ise sanıldığı gibi gerçekten dokuz beyinlerinin olması değildir. Gerçekte ahtapotun tek bir merkezi beyni bulunur. Ancak her bir kolunda yer alan yoğun nöron ağı, kolların birbirinden bağımsız olarak hareket etmesini sağlar. Bu sayede kollar, merkezi beyinden doğrudan komut almadan çevreyi algılayabilir, karar verebilir ve tepki gösterebilir. İşte bu olağanüstü sinirsel özerklik, her kolun sanki kendi başına düşünen bir beyni varmış gibi davranmasına yol açar.

Ahtapotları olağanüstü kılan bir diğer özellik ise rejenerasyon yetenekleridir. Bir ahtapot, tehlike anında kopan ya da zarar gören bir kolunu kaybetse bile bu durum onun için kalıcı bir kayıp değildir. Sahip oldukları gelişmiş hücresel onarım mekanizmaları sayesinde, kaybedilen uzuv yaklaşık 3–4 ay gibi kısa bir süre içinde yeniden oluşur ve işlevsel hâle gelir. Ahtapotların bir diğer dikkat çekici özelliği ise mavi kana sahip olmalarıdır. Bunun nedeni, insanlardan farklı olarak kanlarında kırmızı rengi veren hemoglobin yerine hemosiyanin bulunmasıdır. Hemosiyanin bakır içerdiği için kanları mavi renkte görünür. Ayrıca ahtapotlar, derilerinde bulunan özel hücreler sayesinde yalnızca renklerini değil, aynı zamanda deri dokularını da değiştirebilme yeteneğine sahiptir. Bu özellik, onların avcılardan korunmak amacıyla çevrelerine etkili bir şekilde kamufle olmalarını sağlar. Ahtapotlar, omurgasız canlılar arasında en zeki hayvanlar olarak kabul edilir. Problem çözebilme yetenekleri gelişmiştir ve alet kullanabildikleri bilinmektedir. Avcılardan saklanmak ya da avlarını yakalayabilmek için taş, deniz kabuğu gibi nesneleri kullanabilecek kadar ileri düzeyde bilişsel becerilere sahiptirler. Bilim insanları, ahtapotların yüksek zekâ düzeyinin gelişmiş RNA düzenleme yeteneklerinden kaynaklanabileceğini öne sürmektedir.

Kısaca bu mekanizmayı açıklamak gerekirse, DNA’da kodlanmış genetik talimatlar RNA’ya aktarılır ve bu RNA’nın bir bölümü protein sentezinde kullanılır. Araştırmacılar, hücrelerin genetik kodun dört harfinden biri olan adenozini, işlevsel olarak guanozin gibi davranan inozin adlı bir molekülle değiştirebilme kapasitesine sahip olduğunu keşfetmiştir. Bu süreç insanlarda ve diğer birçok canlıda da görülmesine rağmen, protein üretiminde kullanılan RNA’yı genellikle çok sınırlı düzeyde etkiler. Peki, ahtapotlar bu mekanizmayı neden bu kadar yoğun kullanmaktadır? Araştırmacılara göre ahtapotlar, çevresel koşullara uyum sağlayabilmek için RNA’larını geçici olarak düzenleyebilmektedir.

Eğer bu değişiklikler DNA düzeyinde gerçekleşseydi, kalıcı olur ve nesiller boyunca aktarılırdı; ancak RNA düzenlemesi, kısa süreli adaptasyon sağlamaktadır. Proteinlerin işlevi sıcaklıktan etkilendiği için, bilim insanları RNA düzenlemesinin özellikle sıcaklık değişimlerine bağlı olarak ortaya çıkabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle ahtapotlar doğal yaşam alanlarında, yaklaşık 22 °C (72 °F) ve 13 °C (55 °F) gibi farklı sıcaklıklarda incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, daha soğuk bölgelerde yaşayan ahtapotlarda 13.285 bölgede RNA düzenlemesi tespit edilirken, daha ılık bölgelerde yaşayan bireylerde bu sayının yaklaşık 550 olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, ahtapotların nasıl bu kadar karmaşık davranışlar sergileyebildiğini kısmen açıklamaktadır.

Bu ilginç ve gizemli canlıların yaşamlarını daha yakından tanımak ve onları doğal ortamlarında gözlemlemek isteyenler için etkileyici bir belgesel önerisi yapmak isterim. My Octopus Teacher adlı bu belgesel, film yapımcısı olan Craig Foster’ın bir ahtapotla kurduğu sıra dışı dostluğu konu almaktadır. Belgesel, bir insan ile bir ahtapot arasında gelişen bu benzersiz bağ üzerinden, ahtapotların ne kadar zeki, duyarlı ve olağanüstü canlılar olduğunu gözler önüne serer. Her ne kadar sonu biraz hüzünlü olsa da izleyiciyi derinden etkileyen ve izlerken adeta büyüleyen bir anlatı sunar. Bu yapım, ahtapotların ne kadar inanılmaz ve adeta mucizelerle dolu bir yaşama sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Fantastik bir filmden çıkmış su altı kahramanlarını andıran bu canlılar, aynı zamanda bilim dünyası için de büyük bir ilgi odağıdır. Özellikle sahip oldukları üstün rejenerasyon yetenekleri, gelecekte bilim insanlarının pek çok sorusuna ışık tutabilecek bir potansiyele sahiptir.

Kaynak: Matthew A. Birk et al. (2023) Temperature-dependent RNA editing in octopus extensively recodes the neural proteome. Cell, DOI: 10.1016/j.cell.2023.05.004