AGUNews

Ocak 2025, Sayı 88

Film İncelemesi: "Kung Fu Panda: Gizli Malzeme Diye Bir Şey Yok"

Feyza Kızıl Ocak 2025, Sayı 88 162
Film İncelemesi: "Kung Fu Panda: Gizli Malzeme Diye Bir Şey Yok"

Şu hayatta her insanın yapmak istediği pek çok şey bulunur ve bir de bu insanların yapmak istediklerini çoktan kendi hayatlarının gerçeği yapmış olan insanlar. Filmimizin baş karakteri olan Po ise birinci grupta. Babası Bay Ping ile bir noodle dükkânı işleten Po, uyanır uyanmaz ‘Korkusuz Beşli’nin maketlerine bakarak aslında bize ne ve nerede olmak istediğini açık bir şekilde belli ediyor. Lakin bilirsiniz ya, bazen kader sizin için başlangıç noktalarını farklı yerlere çizer ama bu demek olmuyor ki hedeflerimiz bizden imkânsızlık derecesinde uzak.

Ejderha Savaşçı’nın seçim töreninde pek çok aksiliğin birleşmesiyle Usta Ugvey’in Po’yu Ejderha Savaşçı seçmesi herkesi şaşkınlığa uğrattığı gibi baş karakterimizin de kendisini ve yeteneklerini sorgulamasına sebep olur. Neticede Po bir savaşçı gibi yetişmemişti, herhangi bir harekete yahut düşman ile karşı karşıya geldiğinde ne yapacağına dair en ufak bir bilgisi yoktu. Ama eminim hiçbir bilgiye sahip olunmamasına rağmen istek ve arzularımızdan uzaklaşamamak birçoğumuzun tattığı bir duygudur. Kader bizim arzularımıza yönelik çalışmaktan gocunmaz ama yolun tıkalı olduğunu sanan bizler kendimizi arzularımıza yeterince layık göremediğimiz için geri dönmeye çok çabuk meyilliyizdir, aynı Po gibi.

Başta, sonunda erişmek istediğimiz yerlerde kendi görüntümüze hayran kalsak da o yerleri kendilerinin meskeni hâline getirmiş kişilerce yargılanırız. Usta Kaplan da Yeşim Sarayı’nda kaldığı ilk gece “Sen Yeşim Sarayı’na ait değilsin. Kung Fu’nun yüz karasısın.” gibi sert sözlerle böyle aşağılamıştı Po’yu. Ve bu adımlar eşliğinde zihnimizin bize uygulamaya çalıştığı ‘Öz-Sabotaj’ kendini daha da besler, büyütür ve tüm benliğimizi ele geçirir. Hayal kırıklığı içinde yaptığımız sorgulamalarda, o yerlerde yıllarca bulunmuş insanlar öyle büyülü gelir ki gözümüze, onların bize yaptığı haksız eleştirilerin hepsini kabul ederiz. Po’nun da “Korkusuz Beşli gibi değilim ben... Belki de vazgeçip noodle yapmaya devam etmeliyim.” dediği gibi karşımızdakileri yüceltir ve onlarda olan gizli malzemenin bizde olmadığı kanaatine varırız. En iyi seçenek eski, risk almadığımız hayatımıza geri dönmek gibi gelir; hayallerimiz yerine konfor alanını seçersek daha güvende olacağımıza inanırız.

Eski hayatınıza geri döndüğünüzde, bir an bile olsa kendinizi isteklerinizin içerisinde görmek ama bunu devam ettirecek cesarete sahip olamadığımız için asla gidişatı öğrenememek sonucunda bütün yaşamımızı bir pişmanlık içerisinde geçirmiş oluruz. Başarılı olalım ya da olmayalım, yolun kendisini bile keşfetmek, o anlardan keyif almak ve öğrenmek bize sandığımızdan daha iyi ve güzel hissettirir. Çünkü birçok insan kendini yetersiz gördüğü, hazır olmadığını ve sonucunda başarısız olacağını düşündüğü için aslında hiçbir engel bulunmayan yolu yürümeyi reddeder.

O yoldaki tüm ‘görülen’ engeller bizim halüsinasyonlarımızdır, onları biz oluşturup koymuşuzdur yola. Gizli malzeme gelene kadar da o engellerin asla aşılamayacağını düşünürüz. Po da öyle düşünüyordu. Tamam, eğitimler almış olabilirdi ama Korkusuz Beşli’nin bile yenemediği birini aldığı kısa eğitimle o nasıl yenebilirdi ki sonuçta? Üstelik onca eğitimin sonucunda açtığı Ejderha Tomarı boş çıkmışken nasıl olur da kendisine inanabilirdi? Yazının başında Bay Ping’in bir noodle dükkânı işlettiğini belirtmiştim, kendisinin öyle gizli bir malzemesi var ki yaptığı noodle kesinlikle başkalarınınkine benzemiyor.

Eski hayatına dönen, artık hayallerine son vermeyi kabullenen Po ile Bay Ping, oğlunun hazır olduğunu düşünerek gizli malzemeyi söylemeye karar verir. “Gizli malzeme sadece bir HİÇ!... Gizli malzeme diye bir şey yok... Özel bir şey istiyorsan istediğinin özel olduğuna inanmalısın. Aslında ‘’Bay Ping’in de dediği gibi tüm mesele bundan ibaret. Kendimizi onlardan eksik gördüğümüz hiçbir insan bizden ne daha fazla ne de daha az gizli malzemeye sahip. Bizi ve yaptığımız işleri özel kılan şey, bizim o işlere dair bakış açımız ve emeklerimiz.

Hiçbir insan yetenekli olduğu şeylere, şu an bulunduğu konuma gizli malzemeleri sayesinde değil, arzuları uğruna verdikleri mücadeleler ile bunlara sahip. Bunu elbette biz de yapabiliriz. Büyük iş adamı Henry Ford’un çok güzel bir sözü var: "Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız haklı çıkarsınız." İçimizdeki potansiyeli hiçbir şey değil, yalnızca biz çıkarabiliriz ortaya.

Usta Ugvey ne de güzel söylemiş: “Pes et, pes etme. Noodle yap ya da yapma. Olmuş olanla ve olacak olanla çok fazla ilgilisin. Bir söz vardır: Dün artık tarih oldu, yarın ise bir bilmece. Ama bugün sana hediyedir, bunun kıymetini bilmek gerekir.” Kıymetini bildiğimiz anlara ve denemelere… Güzellikle kalın!



GALERI