Eski tarihlerde üzerinde çalışılan ve derslerde insanların ulaşmaya çalıştığı bir keşif vardı: ölümsüzlük iksiri. O zamanlarda tam olarak bulunamamış olan bu keşfin gerçekleşmesi mümkün müydü, yoksa gerçekten de sadece bir fikir ve düşünce olarak akıllarda bulunuyordu? Günümüzde denenen onlarca farklı uygulama ve deney var; en bilineni ise Neuralink’in insan beynine çip yerleştirerek insan-bilgisayar arayüzleri üzerinde çalışarak felçli insanlara yardım etmek olarak başlayan ama uzun vadede hedefin insan bilincini yapay zekâ ile birleştirmek olan bu girişimi. Peki bu uygulamalar gerçekten ne için üretiliyor? İnsan beynini kopyalamak ve nasıl çalıştığını öğrenip onu yönetmek mi yoksa bilgisayar ortamına aktarmayı başararak insanlara ebedi olmasını sağlamak mı? Bu durumda karşımıza iki farklı soru ve sonuç çıkıyor: birincisi, insan beynini kopyaladıktan sonra istedikleri gibi beyin haritalarıyla oynayabilirler mi veya onları herhangi bir robota yerleştirmeyi başarıp üzerinde uzaktan kontrol ederek istediklerini yapabilirler mi?
Bilim insanları bu işleme ilk adımı atarak ilerlemeye başlamışlardır. Günümüzde bir meyve sineğinin veya solucanın beyin haritasını çıkarmayı başarmış durumdalar. Bu durumda, gelecekte veya çok yakın bir zamanda insanların beyin şemasının bir sabit diskin içerisinde bulunabileceği bir gerçeğine varıyoruz.
Bu sabit diskler robotlara eklenip gerçekten bizden sonra geleceğe aktarılabilir mi? Bildiğimiz üzere insanın yaşamasına yardımcı olan birçok organ bulunuyor. Bunlardan biri ise, bizim düşünüp harekete etmemize yardımcı olan beyin iken, robotlara yerleştirilen sabit disklerin bizim gibi hareket etmelerini nasıl sağlayacağı gibi bir soru işareti oluşuyor. Dijitalleştirilmiş beyin haritası bir robota yerleştikten sonra robot kendince yeni davranışlar oluşturabilir mi yoksa sadece kendi belleğinde olan davranışları mı uygulayabilecek?
Robotlara aktarılan sabit diskler onların duyguya sahip olmasına izin verir mi? Her robotun kendi hafızasına yüklenen duygularla yaşaması onların da bir insan gibi davranmasını sağlar. Eğer biz yaşarken zihnimizi yüklersek, dünyada iki ben mi olur? Veya sabit diskin içerinde bulunan beyin haritası gerçekten “biz” mi oluyor? Eğer öyleyse, hangimiz gerçek? Böyle bir durumu gerçek olarak kabul edersek, robotların amacı bizi temsil etmek mi veya bizi yaşatmaya mı dönüşür? Düşündüğümüzde, gelecekte akrabalık kavramı çok daha geniş bir kapsama sahip olabilir. Bu durumda insanların bildiği ve öğrendiği konu ilk ağızdan dinlenme imkânı bularak gerçek bilgi bozulmadan aktarılabilir.
Sabit diske beyin haritası kopyalanabildiği bulunduğuna göre bunu hackleyerek istediklerini gerçekleştirebilen kişiler olacaktır. Nasıl ki günümüzde insanların telefonlarını ve bilgisayarlarını hackleyerek istediklerini gerçekleştiren kişiler bulunuyorsa, robotlara da aynısını yapacak insanlar bulunacaktır. Eğer bu durum gerçekleşirse ve beklenmedik sonuçlar ortaya çıkarsa, bunun sorumlusu kim olur: robotun sahibi olan kişiler mi yoksa bunu yapan kişiler mi? Bilim insanları sahip oldukları sabit disklerin içeriğini değiştirerek istediklerini yapabilirler veya onları uzaktan kontrol ederek istediklerini yaptırabilirler ve dünyayı kendi düzenlerine göre şekillendirebilirler. Bunun sonucunda, günümüzde konuşulan genetiği değiştirilmiş ve istenilen genetiklere sahip çocukları oluşturma projesi bu beyin haritaları ile daha mümkün hale gelir.
Bu durum sonucunda bitmesi beklenen meslekler aslında daha çok önemli bir duruma gelmez mi? Aslında tüm meslekler yeniden ortaya çıkmaya başlayabilir, hatta önemi yokmuş gibi gözüken çoğu meslek yeniden önemli olabilir veya insanların meslek seçmesine gerek kalmadan o mesleklere özel insanlar üretilebilir.
Eğer bu teknoloji çok pahalı olursa, sadece dünyanın en zenginleri ölümsüz olup dünyayı sonsuza kadar yöneten kişiler onlar mı olur? Aslında başka bir taraftan ise onlar kendi beyinlerini kopyalamaktansa güçsüz insanlara sahip olmayı mı isterdi? Küçükken çizgi filmlerde gördüğümüz klonlama gerçek hayatta da var olabilir. Nasıl derseniz, beyin haritasını sabit diske aktararak bunu başarabiliriz. Aslında çizgi filmler gelecekte planlanan hayatın bir ön gösterimi olabilir. Her ne kadar çocuklar için olduğu düşünülse de, olayları göstererek olacaklara karşı bir alıştırma süreci olabilir. Çizgi filmlerde gösterilen her icat aslında çocukların ona ulaşmasına ve hayal güçlerini geliştirerek onlara birer öneri vermektedir.
Bu işlemi ağaçlara uygulamak mümkün olabilir mi? Çünkü uzun yıllar boyunca olduğu bilinen ağaçlar bulunmakta ve eğer onların sahip olduğu bilgilere ulaşabilirsek, tüm tarihin yeniden yazılması gerekebilirdi.
Tüm bu gerçeklerin sonucunda insanlar kendi ömürlerinden daha fazla bir bilgisayarın içinde yaşayacaklar. Neredeyse 500 yıl boyunca bir bilgisayarın içinde yaşamak gerçekten ödül mü yoksa bir ceza mı? Tüm bu yapılan buluşlardan sonra ölüm artık kaçınılmaz bir son değil, çözülmesi gereken teknik bir problemdir. Bilgisayarlarda yaşayarak galaksiler arası yolculuk yapabiliriz. Hatta en basitinden tarihler arası yolculuk bile mevcut bir duruma dönüşür.