Bir cinayet mahallindeki en güvenilir tanıklar bazen bir insan değil de bir böcek olabilir mi? İnsan hafızası kırılgandır, beş duyumuz bazen yanılır, tanıklar susabilir. Ancak doğa asla susmaz. Özellikle de ölümden sonra cesetler üzerindekiler konuşur hale gelir çürümeye başlayan bir bedenin etrafında toplanan böcekler, görünmez bir kayıt cihazı gibi çalışır; zamanı, mekânı ve hatta olayın doğasını kaydeder. İşte bu nedenle adli entomoloji, kaos gibi görünen çürüme sürecini ölçülebilir, analiz edilebilir ve mahkemede savunulabilir bilimsel verilere dönüştüren güçlü bir kanıt mekanizmasıdır.
Bu bilimin temelleri modern laboratuvarlarda değil, yüzyıllar önce atılmıştır. 13. yüzyılda Sung Tz'u tarafından yazılan "Hsi Duan Yu" (Yıkama Suçlarının Giderilmesi) adlı eserde, Bir orak üzerindeki kan izine gelen sinekler, katilin tespit edilmesini sağlamıştır bu cinayet vakasında sineklerin yalnızca kan izine konması vesilesiyle katilin tespit edilmesi, böceklerin adli delil olarak kullanılmasının ilk sistematik örneklerinden biri kabul edilir. Günümüzde ise adli entomoloji; moleküler biyoloji, toksikoloji ve ekoloji ile entegre çalışarak çok daha sistematik bir hâl almıştır.
Adli entomoloji, böcekler ve diğer eklembacaklıların suç soruşturmalarında nasıl kullanıldığını inceleyen bir alandır. İnsan vücudu öldüğü zaman, böcekler için bir yiyecek kaynağı haline gelir ve bu durum, belli böcek türlerinin belirli bir düzen içinde cesede gelmesini sağlar. Bu duruma "süksesyon" deniyor ve bu olay öyle rastgele değil; her türün kendine özgü biyolojik yapısı ve çevredeki şartlar tarafından belirlenen düzenli bir akış gösterir. Önce ölü yiyici türler—özellikle et sinekleri gibi—cesede ulaşır; sonra ise etobur olanlar, parazitler hem et hem ot yiyenler ve bazen de tesadüfen gelen türler, farklı aşamalarda bu sürece katılır. Bu arka arkaya gelen düzen, sanki doğanın kendi oluşturduğu bir zaman çizelgesi gibi işler.
Adli bilimlerin araştırdığı ana bir konu var: Ölüm tam olarak ne zaman oldu? İşte bu sistem de o sorunun cevabını bulmada yardımcı oluyor. "Postmortem interval" (PMI) denen, ölümden sonra geçen süreyi bulmak için cesedin üzerindeki larvalara bakılıyor. Hangi türden larva olduğu ve ne kadar geliştiği, bu hesaplamada önemli. Çünkü böcekler, sıcaklık, nem gibi çevre koşullarına göre belirli bir hızda gelişiyor. Bu yüzden yapılan bu tür analizler oldukça doğru sonuçlar verebiliyor.
Hatta ölümün üzerinden geçen zamanla birlikte klasik tıbbi yöntemlerin yetersiz kaldığı ileri çürüme evrelerinde , entomolojik veriler çoğu zaman tek güvenilir zaman göstergesi haline gelir. Güncel çalışmalarda, larvaların yaşını belirlemek için kütikül hidrokarbon analizleri gibi biyokimyasal yöntemler de kullanılmakta ve bu sayede hem tür tayini hem de PMI hesaplaması daha hassas ve güvenilir hâle getirilmektedir.
Böcekler yalnızca zamanı değil, olayın geçtiği yeri ve koşulları da açığa çıkarmakta yardımcı olabilir. Her böcek türü belirli habitatlara adapte olmuştur bu nedenle bir ceset üzerinde bulunan türlerin dağılımı, ölüm yerinin belirlenmesini sağlayabilir. Örneğin ormana özgü türlerle şehir türlerinin aynı cesette bulunması, cesedin taşındığını güçlü şekilde gösterir. Benzer şekilde ceset üzerinde hiç böcek bulunmaması; aşırı soğuk ortam, kapalı bir alan ya da yanma gibi özel durumları düşündürebilir. Ayrıca böceklerin vücutta yoğunlaştığı bölgeler, travma alanlarının tespitinde de kullanılır. Normalde doğal açıklıklara (göz, burun, ağız) yönelen böceklerin, farklı bir bölgede yoğunlaşması, o bölgede yara veya hasar olduğuna işaret eder.
Adli entomolojinin en ileri ve kritik alanlarından biri ise entomotoksikolojidir. İleri derecede çürümüş cesetlerde insan dokuları analiz edilemez hâle geldiğinde, cesetten beslenen böcekler adeta “taşınabilir biyolojik arşivler” gibi davranır. Araştırmalar; morfin, kokain, diazepam, amitriptilin gibi birçok maddenin larva ve pupalarda tespit edilebildiğini göstermiştir. Bu sayede zehirlenme, aşırı doz veya ilaç kullanımına bağlı ölümler haftalar sonra bile ortaya çıkarılabilir. Hatta bazı çalışmalarda ölümden 60 günden fazla süre geçmesine rağmen böcek kalıntılarında toksik maddeler tespit edilmiştir. Ancak burada kritik bir detay vardır: toksik maddeler böceklerin gelişim hızını etkileyebilir. Bu nedenle PMI hesaplanırken bu etki mutlaka dikkate alınmalıdır.
Moleküler biyolojinin bu alana girmesiyle adli entomoloji daha da gelişti. Artık böceklerin sindirim sisteminden insan mitokondriyal DNA'sı alınabildiği için çok çürümüş cesetlerde bile kimlik tespiti yapılabiliyor. Ayrıca böcek DNA'sını kullanarak tür tespiti daha net oluyor ve filogenetik analizlerle verinin güvenilirliği yükseltiliyor. Bu durum, özellikle toplu ölümlerde ve çok çürümüş vakalarda büyük önem taşıyor.
Böcekler yalnızca ekosistem için yardımcı değil, çoğu zaman adli vakalar için kanıt niteliğindedirler. Tanık ifadelerinin doğrulanmasından, kurban ile şüpheli arasındaki bağlantının kurulmasına kadar birçok kritik aşamada rol oynarlar. Hatta sigorta ve miras davalarında bile ölüm zamanı ve şeklinin belirlenmesinde kullanılarak hukuki süreçlere doğrudan katkı sağlarlar.
Doğa hiçbir ayrıntıyı kaçırmaz, biz sadece zamanla okumayı öğreniriz. Böcekler, her şey çürürken bile düzeni, zamanı ve bilgiyi içinde barındırır. İşte adli entomoloji de bu karmaşık biyolojik dili çözen bilim dalıdır. Belki de bu yüzden, bir cinayet yerinde en güvenilir tanıklar aslında konuşmayan, görünmeyen ve çoğu zaman kimsenin fark etmediği o küçücük canlılardır.
Kaynaklar:
–ForensicEntomology
Amendt J., Krettek R., Zehner R. (2004). Forensic entomology. Naturwissenschaften.