AGUNews

Nisan 2026, Sayı 103

Bir Vaka Maratonu Güncesi: Lub-Dub

Bir Vaka Maratonu Güncesi: Lub-Dub

Geçtiğimiz ay, üniversitemiz kulüplerinden Yöneylem Araştırması Kulübü'nün Akbank iş birliği ile gerçekleştirdiği bir vaka maratonu (case marathon) yapıldı. İş sürekliliği temelinde gerçekleşen bu maratonda; beşer kişilik sekiz takım, yaklaşık yedi saat boyunca çeşitli senaryo girdileri ve potansiyel sorunlar eşliğinde Akbank'ın İş Sürekliliği Ekibi gibi davranarak çözümler üretmeye çalıştılar. Her takımın yaklaşık beş dakikalık sunumuyla sona eren maratonda kazanan takıma 35.000 Türk lirası ödül takdim edildi. Bu röportajımızda, klasik yaklaşımlardan uzak bir şekilde kaybeden takımlardan birinin ekip lideriyle gerçekleştirdiğimiz "öz diyalog"u aktarmaya çalıştık.

Şimdi Hasan'la birlikteyiz. Merhaba Hasan, hoş geldin. Bize biraz ekibinizden ve etkinlik öncesi beklentilerinizden bahsedebilir misin?

Merhaba, elbette... Ekibimiz üç bilgisayar mühendisliği ve iki endüstri mühendisliği öğrencisinden oluşuyor. Ekibimizdeki dört kişi eski yurt oda arkadaşı; geri kalan arkadaşımız da bize uyum sağlayabileceğini düşündüğümüz bir başka arkadaşımız olduğu için ekibe dâhil oldu. Etkinlikten beklentimiz öncelikle böyle bir maratonun içinde bulunup tecrübe edinmek ve elbette etkinliği kazanmaktı. Kazanamadığımız hâlde benim ve her bir ekip üyesi arkadaşımın uyum ve sorun çözme adına çok şey öğrendiğimizi düşünüyorum. Çalışma sırasında iyi bir uyum yakaladığımızı zannediyorum.

Sürece yaklaşımınız ve ekip içi karar alma mekanizmanız nasıldı, bu konuda bizi aydınlatır mısın?

Öncelikle ekip arkadaşlarımıza ve tecrübelerine güveniyorduk. Bu konuda ben, endüstri mühendisliği öğrencisi arkadaşlarımın görece tecrübeli olduklarını bildiğimden karar alma aşamasında bu yönde bir denge kurmaya çalıştım. Bu fikirden hareketle her birimiz ortaya atılan fikirleri dinlemeye ve değerlendirmeye odaklandık hem geçmişe hem de geleceğe yönelik olası senaryoları sürekli gözden geçirerek ilerledik. Sağlam bir temel üzerine fikirlerimizi inşa ettiğimizi düşünüyorum.

Sizi öne çıkaran veya geriye atan yönleriniz neydi?

Maratonu kazanamadığımız için olumsuz şeyler ön plana çıkabilir ama biz ekibimizin birçok yönüyle öne çıktığını düşünüyoruz. Ekip arkadaşlarımızın sunum becerisi ve yenilikçi çözüm fikirlerimizin yanı sıra jüriye sunduğumuz etkileşimli afişler ve daha nicesi bizi öne çıkarmak için anahtarlarımızdı; ama ne yazık ki gözden kaçırdığımız önemli bir regülasyon bizi çok geri plana attı. Ayrıca ekipçe sunum hazırlıklarına daha erken başlayabilirdik diye düşündük.

Takımınızın adını gördüm de "Lub-Dub" sanırım, ne demek acaba?

Hmmh... Evet, ekip adımız biraz garip ve eğlenceli duruyor ama aslında hikâyesini Akbank'ın ikonik kalp atışı sesinden alıyor. Bilimsel camiada kalp ritminin ilk atışına "Lub", ikincisine ise "Dub" ismi veriliyor. Biz de bu bağı göz önüne alarak böyle bir isim seçtik. Takım afişimizde de tıpkı Akbank logosu gibi çerçeveye sığmayan bir tasarım hazırladık. Akbank'ın ögelerini kendimize konsept belirleyip böyle bir yol izledik.

Kazanamadığınızı duyduğunuzda tepkiniz neydi ve bu kayıp size ne öğretti sence?

Aslında kazanamadığımızı anlamak için duyuruyu beklemedik; kurallara aykırı bir çözüm sunduğumuz için durumu az çok anlamıştık. Sunum soruları aşamasında jürinin tavrından da bu çıkarımı yapmıştık diyebilirim. Kayıp, bize ekip çalışması süreçleri açısından çok şey kattı; bu yüzden etkinliğin yoğunluğunu üzerimizden attığımız zaman hepimizin bunu öğretici ve eğlenceli bir süreç olarak hatırlayacağını düşünüyorum.

Son sözlerini alabilir miyiz?

Yöneylem kulübüne ve Akbank jürisine bu deneyim için teşekkür ediyorum öncelikle ve böylesi etkinliklerin devamını diliyorum. Katılan herkesin kendine bir şeyler kattığına inanıyorum. Ekip arkadaşlarıma da özel bir teşekkürle birlikte bu öz röportajın konuşmacı kısmını kapatmak isterim. Herkese iyi çalışmalar dileriz(m).