AGUNews

Mart 2026, Sayı 102

Doç. Dr. Abdullah Demir’le AB Destekli Projesini Konuştuk

Doç. Dr. Abdullah Demir’le AB Destekli Projesini Konuştuk

Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?

Ben İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Abdullah Demir. İnşaat mühendisliğinde mekanik ana bilim dalında çalışmalarımı sürdürüyorum Doktora çalışmam ve doçentlik sonrasında daha çok sürdürülebilirlik alanında yoğunlaştım. Daha çok enerji, yenilenebilir enerji ve en son doğal afetlere karşı hazırlıklar ve bunlar sonrasında çevre dostu yaklaşımlar gibi konular üzerinde çalışıyorum.                                                                                                                                  

Projenize başlarken amacınız neydi?

Başlangıcımız depremin konumu etkilediği doğrudur fakat merkez üssünün uzağındaki bölgeleri de etkileyecektir. Bu bölgelerin nasıl etkilendiğini gözlemlemek bizim asıl çıkış noktamızdı. Deprem sonrası yaşanan olayların bir bütün halinde ele alınabileceği bir fikir ortaya attık. Deprem olduğu zaman binalar yıkılıyor, insanlar işsiz kalıyor, ölüyor, yaşadıkları çevre yok oluyor. Bunun ekonomik, sosyal ve fiziki kısımları ve çevresel etkileri var. Biz şu ana kadar hep literatürde yaşanılan yerde insanların ve çevrenin bundan etkilendiğini düşündük fakat bu aslında böyle değil çünkü artık dünya o kadar küreselleşti ki dünyanın bir ucunda yaşanan olay diğer ucunu etkileyebiliyor. Bunu ekonomik olarak açıklarsak Tayvan’da yaşanan bir çip krizi dünyanın bir ucunda araba üreten insanların farklı arayışlara girmesine sebep olabiliyor.

Bunun başka bir örneği, Amerika’nın Teksas eyaletinde bir don felaketi oluyor ve pigment fabrikası bu olayda çok büyük hasar alıyor, çalışmaz hâle geliyor. Bu pigmentler araba boyası için kullanılan pigmentler. Dolayısıyla yaşanan felaketten sonraki uzun yıllar boyunca belirli pigment renklerindeki arabalar üretilemiyor. Dünya’nın bir ucunda pigment üretilemediği için dünya mavisiz kaldı. Dünya’nın bir ucunda çip üretilemediği için bir araba markası el freni çekilen arabalar yaptı. Biz de bu boyutta farklı bölgelerin aslında ilişkiler içinde olduğunu görerek böyle bir projeyi kafamızda canlandırdık.                                                                                                                                    

AB desteğinin projeye katkıları nelerdir?

Laboratuvar ortamı gerektirmeyen, çoğunlukla kendi alanımızda ama başka alanlarla da ilişkili, kısmen yapılabilir bir projeydi. Konu depremin diğer bölgeleri nasıl etkileyeceğiyle alakalı. Bu; turizm konusunda, ekonomik ve sosyal boyutta işlenebilir. Mesela sosyal boyutta Maraş depremi sonrasında insanlar göç etti. Maraş’tan giden insanlar Ankara’ya yerleşmeyi tercih etti. Benzer şekilde Sivas’ta bir deprem olsa insanlar İstanbul’a giderler. Bu ticari, sanayi odaklı olabilir. Bu konuları aynı anda hesap ederek bir şey ortaya koymak çok güç, bunun bilincindeyiz. Çok farklı uluslardan çok farklı fikirlerin bir araya gelmesi gerektiği konusunda Avrupa Birliği bize destek sağlamış olacak.                                                                                                              

Gelecekte projeyle ilgili beklentileriniz nelerdir?

Proje 4 yıllık bir proje. Bu projede biz birçok takım arkadaşıyla, birçok ülkeyle beraber çalışacağız. Bu konu çok çalışılmamış bir konu ve sadece deprem odaklı değil donun etkileri, savaşların etkileri de gözlemlenebilir. Sadece bir doğal afet değil yapay bir durum da incelenebilir. Bu şema içerisinde farklı bir konuyu irdelemeye çalışacağız. Bunun bize hem projenin destek bakımından konu olarak katkısı kişisel olarak da projenin bize en büyük katkısı farklı milletlerden birçok insanla iletişim hâlinde olabilmek.                                                                                                          

Projeyle ilgili öğrencilere tavsiyeler verecek olsanız neler olurdu?

İnsanın bilmesi gerekli. Siz öğreniyorsunuz biz de öğretiyoruz ama öğrencinin algısının açık olması gerekiyor. Öğrendiği farklı şeylerle farklı bilgiler arasında iletişim kurarak ortaya farklı şeyler çıkarabilmeli. Öğrencilerin kendilerini kalıplara sokmadan öğrenmesini doğru buluyorum. Bu şekilde ilerlerlerse önlerinin açık olduğunu düşünüyorum çünkü bir fikir ortaya atabilmek bence dünyadaki en önemli şey.