AGUNews

Haziran 2026, Sayı 105

Teoriden Sektöre Uzanan Köprü: Mustafa Eren ile Anadolu Gelecek Zirvesi Üzerine

Teoriden Sektöre Uzanan Köprü: Mustafa Eren ile Anadolu Gelecek Zirvesi Üzerine

Öncelikle kendinden bahseder misin?                                                                                          Merhaba, ben Mustafa Eren. Abdullah Gül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencisiyim. Aynı zamanda, Yöneylem Araştırması Kulübü başkanlığını yapıyorum.

Anadolu Gelecek Zirvesi’ni (AGZ) düzenlerken organizasyonla ilgili beklentileriniz nelerdi?

AGZ’yi hayal ederken temel motivasyonumuz, alışılagelmiş ve sadece teorik konuşmalardan ibaret olan kariyer etkinliklerinin dışına çıkmaktı. Beklentimiz, Anadolu’da eğitim gören öğrencilerin fırsat eşitliğini yakalayabileceği, modern iş dünyasının trendlerini (sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, veri analitiği) doğrudan sektör profesyonellerinden dinleyebileceği interaktif bir platform yaratmaktı.

Hem katılımcı şirketler için nitelikli bir ağ kurma alanı oluşturmayı hem de öğrenci arkadaşlarımızın vizyonunu genişleterek onlara somut kariyer basamakları sunmayı hedefledik. En büyük beklentimiz ise, bu çapta devasa bir organizasyonun tamamen bir öğrenci kulübünün kendi ayakları üzerinde durarak başarıyla gerçekleştirebileceğini herkese kanıtlamaktı.

Zirveyi organize ederken karşılaştığınız zorlukların nasıl üstesinden geldiniz?

Böylesine büyük ve çok ortaklı bir zirveyi hayata geçirmek takdir edersiniz ki ciddi bir operasyonel yükü beraberinde getiriyor. Organizasyon sürecinde lojistikten sponsorluklara, konuşmacı koordinasyonundan bütçe yönetimine kadar pek çok dinamik süreçle ve krizle karşı karşıya kaldık. Bu çapta bir etkinliğin her aşamasını birer genç yönetici adayı olarak üstlenmek, operasyonel yükümlülüklerin tamamını ekibimizle omuzlamak büyük bir sorumluluktu.

Bu zorlukları aşarken en büyük gücümüzü, vizyonumuza ortak olan çok değerli paydaşlarımızdan ve bu yolda bizlerle omuz omuza yürüyen kardeş öğrenci topluluklarımız ile yaratıcı partnerlerimizden aldık. Şehrimizdeki öğrenci kolektifinin, dayanışmanın ve mühendislik disiplininin en güzel örneğini birlikte sergiledik. Tasarım ve görsel vizyon noktasında bizlere destek olan iş ortaklarımızın dokunuşları, kriz anlarında kurumsal bir refleks geliştirmemizi sağladı.

İçeride süreci çevik ve uzmanlaşmış ekiplere bölerek, dışarıda ise bu güçlü stratejik ortaklıklarla tam bir takımdaşlık ruhu yakalayarak tüm engelleri tek tek aştık.

Genel olarak bakıldığında zirveyle ilgili aldığınız geri dönütler nasıldı?   

Etkinlik sonrasında hem katılımcı öğrencilerden hem de zirveye konuk olan üst düzey şirket yöneticilerinden aldığımız geri bildirimler, tüm yorgunluğumuzu unutturacak nitelikteydi. Öğrenciler, oturumların içeriğinin çok dolu ve ufuk açıcı olduğunu, özellikle vaka analizleri ve iş ağı aralarındaki iletişim fırsatlarının kendilerine büyük değer kattığını belirttiler.

Şirket yetkilileri ve konuşmacılarımız ise organizasyonun profesyonelliği karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Bir çekim merkezi gibi çalışan bu güçlü birlikteliğin ortaya koyduğu kurumsal ciddiyet, ulusal çapta bir işin Anadolu'da nasıl başarılabileceğini herkese gösterdi. Birçok konuğumuzdan, profesyonel etkinlik ajanslarının bile yapmakta zorlanacağı bu organizasyonun arkasında tamamen öğrenci topluluklarının dinamizminin olduğuna inanmakta güçlük çektiklerine dair övgüler aldık.

Organizasyonu dışarıdan bir gözlemci bakışıyla yorumlasaydın düşüncelerin ne olurdu? 

Dışarıdan bağımsız bir gözlemci olarak Erciyes Kültür Merkezi’ndeki o atmosfere baksaydım, karşımda sınırları belli ve durağan bir etkinlik değil, sürekli gelişmeye aday ve önü son derece açık dinamik bir süreç görürdüm. Tamamen öğrencilerden kurulu bir ekibin kendi emekleriyle bu çapta bir vizyon ortaya koyması beni bir katılımcı olarak fazlasıyla heyecanlandırırdı. Koltuğumda otururken sadece sahnedeki sunumları izlemekle kalmaz, arkadaki o genç mutfak kadrosunun enerjisini ve vizyonunu çözmeye çalışırdım; kendi kendime, "Ben bu ekibe ne katabilirim, buradaki potansiyeli nasıl büyütebilirim?" sorusunu sorardım.

Etkinliğin geleceğe dönük geliştirilebilir yönlerini fark ettikçe içimde tatlı bir üretim hevesi uyanırdı. "Bir gün ben de bu organizasyonun yönetim kadrosunda yer almalıyım; bu vizyoner konuşmacılar nasıl ayarlanıyor öğrenmeli, bu iletişim ağını nasıl daha profesyonel yönetebilirim ve bu çıtayı bir adım daha ileriye nasıl taşıyabilirim?" diye düşünürdüm. Özetle, dış gözle baktığımda tamamlanıp bitmiş bir iş değil; her sene üzerine koyarak büyüyecek, geliştirilmeye açık harika noktaları olan ve vizyoner gençleri içine çekip omuz verme arzusu uyandıran, geleceği çok parlak yaşayan bir öğrenci markası görürdüm.



GALERI