AGUNews

Aralık 2025, Sayı 99

Korkularımız Bize mi Ait, Yoksa Atalarımızdan Mı Kaldı?

Asya Nur Yıldırım Feyza Yunak Aralık 2025, Sayı 99 102
Korkularımız Bize mi Ait, Yoksa Atalarımızdan Mı Kaldı?

Hiç yaşamadığınız bir şeyden neden korkarsınız? Karanlık bir sokakta yürürken içinizi kaplayan huzursuzluk, küçük bir örümcek gördüğünüzde irkilmeniz, kapalı bir alanda kaldığınızda üstünüze sinen huzursuzluk ya da anlam veremediğiniz hayatınız zorlaştıran bir kaygı… Bu duygular gerçekten yalnızca kişisel deneyimlerimizin ürünü mü, yoksa bizden çok önce yaşanmış hikâyelerin bedenimizde bıraktığı sessiz izler olabilir mi?

Sigmund Freud, insan davranışlarının büyük bir bölümünün bilinçdışı süreçler tarafından şekillendiğini söylerken, bireyin kendi yaşamında doğrudan deneyimlemediği korkuların da var olabileceğini öne sürmüştü . Bastırılmış korku temelli duyguların ve geçmişte yaşanmış travmaların, fark edilmeden davranışlarımızı yönlendirdiğini düşünüyordu. Ancak onun döneminde cevapsız kalan temel bir soru vardı: Bu korkular yalnızca zihinsel izler miydi, yoksa bedenlere de kazınmış olabilirler miydi?

Bugün epigenetik olarak adlandırılan alan, bu soruya yeni bir bakış açısı sunuyor. Epigenetik, genlerin kendisinin değil, nasıl ve ne zaman çalıştığının çevresel deneyimlerle şekillenebileceğini gösteriyor. Yani yaşananlar DNA’yı değiştirmeden, onun “okunma biçimini” etkileyebiliyor. Daha da ilginç olan, bu değişimlerin yalnızca bireyle sınırlı kalmayıp kuşaklar boyunca torunlarınızın torunlarına bile aktarılabilecek olması ihtimali. Böylece korkularımız, yalnızca öğrenilen, deneyimlenen bir duygu olmaktan çıkıp biyolojik bir eğilim ve sonuç hâline gelebiliyor.

Bu fikrin izleri, daha yeni doğmuş bebeklerde bile kendini gösterebiliyor. Henüz konuşamayan bebeklerin; yılan, örümcek gibi tehlikeli kabul edilen uyaranlara daha hızlı ve yoğun tepkiler vermesi tesadüf değil. Bu durum, bazı korkuların sıfırdan öğrenilmediğini; hazır bir biyolojik altyapı üzerinde ortaya çıktığını düşündürüyor. Sanki beden, zihinden önce korkularımızı hatırlıyor.

Benzer bir durum, hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda da gözlemlenmekte. Farelerle yapılan deneylerde, belirli bir uyaranla korku geliştiren ebeveynlerin yavrularında, aynı uyaran karşısında açıklanamayan bir tedirginlik gözlemlenmiştir. Yavrular bu uyaranla ilgili herhangi bir olumsuz deneyim yaşamamış olmalarına rağmen korku tepkisi göstermiştir. Bu gözlem sonucunda, ebeveyn deneyimlerinin biyolojik izler bırakarak sonraki kuşakların davranış eğilimlerini etkileyebileceğini düşünülmektedir. Bu noktada genetik hafıza olarak adlandırılan bir kavramdan söz ediliyor. Bilimsel olarak daha iyi bir ifadeyle, bu durum nesiller arası epigenetik aktarım olarak tanımlanıyor. Yani hatırlamadığımız şeyler bile bizi şekillendirebiliyor. Kendi hayatımızda anlamlandıramadığımız bazı korkular, belki de bizimle başlamamış olabilir.

Bu düşünce, bireysel kimlik algısını da sorgulatıyor. Eğer korkularımızın bir kısmı bize ait değilse, onları tamamen “bizim” olarak tanımlamak ne kadar doğru? Belki de insan, yalnızca yaşadıklarının toplamı değil; atalarından devraldığı biyolojik eğilimlerin, suskun deneyimlerin ve yarım kalmış hikâyelerinin de taşıyıcısıdır.

Sonuçta korkularımız, artık yalnızca zayıflık ya da mantıksız bir tepki olarak görülemez. O, geçmişin bugünde yankılanan bir sesi olabilir. Ve belki de en çarpıcı gerçek şudur: Biz bazı korkularımızı hatırlamayız ve sebebini bilmeyiz bile , çünkü onları hiç yaşamadık. Ama bedenimiz hatırlar. Çünkü beden, geçmişi unutmaz; sadece sessizce geleceğe taşır.

Merak Edenler İçin – Kısa Rehber

Aşağıdaki kaynaklar, yazıda değinilen fikirlerin dayandığı temel çalışmalardır. Okurken her birinin tek başına kesin sonuç değil, bilimsel tartışmanın bir parçası olduğunu unutmamak gerekir.

•Dias & Ressler (2014) Farelerde öğrenilmiş bir korkunun, DNA dizisi değişmeden sonraki nesillere aktarılabildiğini gösteren deneysel çalışma.

Nature Neuroscience, 17(1): 89–96 DOI: 10.1038/nn.3594

•Öhman & Mineka (2001) Bazı korkulara insanların neden daha yatkın olduğunu, evrimsel ve psikolojik açıdan ele alan bir makale.

Psychological Review, 108(3): 483–522 DOI: 10.1037/0033-295X.108.3.483

•Yehuda et al. (2016) Şiddetli travma yaşamış bireyler ile çocukları arasında stresle ilişkili genlerde epigenetik bezerlikler olduğunu gösteren insan çalışması.

Biological Psychiatry, 80(5): 372–380 DOI: 10.1016/j.biopsych.2015.08.005

•Mark Wolynn – It Didn’t Start with You Bilimsel bir ders kitabı değil; ancak kuşaklar arası duygu aktarımını psikolojik açıdan ele alan, konuya giriş için okunabilecek popüler bir eser.